Hippodamos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hippodamos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2018 Pazartesi

GÜNEŞİN GÖZYAŞLARI



Tarih MÖ.4'dü.
Dorlar Ege ile Akdeniz'in buluştuğu Datça yarımadasının ucuna muhteşem bir kent kurdular.
Adını Knidos koydular.
Çağının en önemli bilim, sanat, kültür ve ticaret merkeziydi..
Güzel kokulu ağaçlarla yemyeşildi.
Daima çiçek açan ve yemiş veren mersin ağaçlarıyla çevriliydi.
Defnenin anavatanıydı.
Tarihçi Lusien'e göre , buradaki ağaçların hiçbirisi yaşlanmıyor, hep genç kalıyordu.
Biri askeri, diğeri ticari iki limanı vardı.
Ve iki tiyatrosu.
Tiyatroların biri 20 bin kişilikti.
Diğeri 5 bin kişilik.
Gezegenlerin hep aynı yörüngede hareket eden yuvarlak cisimler olduğunu ilk söyleyen astronom, matematikçi ve filozof Eudoxus, en iyi yontulmuş Çıplak Afrodit Heykeli’ni yapan heykeltıraş Praxiteles, diğer ünlü heykeltraşlar Skopas, Bryaxis ile dünyanın yedi harikasından biri olan Mısır’daki İskenderiye Feneri’nin mimarı Sastratos, doktor Euryphon ve ünlü ressam Polygnotos Knidos'da yaşamıştı.
Praxiteles'in Çıplak Afrodit Heykeli o kadar güzeldi ki, yüzlerce heykeltraş ve turisti kente çekiyordu.
Şehir planlaması muhteşemdi.
Hippodamos'un ızgara plan düzenine göre kurulmuştu.
Geniş ana caddeler.
Caddelere dik inen sokaklar.
..Ve hem bir caddeye, hem de bir sokağa cephesi olan evler.
Hakça ve adaletli bir şehir planıydı.
Doğu-batı doğrultusunda birbirine paralel dört geniş cadde, kuzey-güney doğrultusundaki bir cadde ile dik açılı olarak kesişmişti.
Arazi konumuna uygun bir biçimde cadde ve sokaklar bazen merdivenle, bazen de dik olarak birbirlerini kesmişlerdi.
Çıplak Afrodit Heykeli, Apollon ve Korint Tapınakları, Güneş Saati, Aslan Heykeli tüm Akdeniz'de nam salmıştı.
Ege ve Akdeniz'in dalgaları bu şehirde kucaklaşırdı.
Dalgaların getirdiği beyaz köpükler bu kentte dans ediyordu.
Anadolu'nun güneşi en son bu şehirde batıyordu.



Tarih 1615'di.
Amerika Kıtasındaki Hollandalılar Kuzey Atlantik kıyısında bir kent kurdular..
Adına New Amsterdam koydular.
Kent Knidos'un şehir planlamasına göre kurulmuştu.
Knidos'un yerleşimi bire bir uygulanmıştı.
Izgara plandı ve hakça bir yerleşimdi.
Kent 1664 yılında Birleşik Krallığa geçince New York adını aldı.
New York bugün dünyanın en önemli bilim, sanat, kültür ve ticaret merkezlerinden biri.
Özgürlük Heykeli, Empire State Binası, Central Park ve Times Meydanı, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi ve Modern Tarih Müzeleri her yıl milyonlarca 
turist çekiyor.

*. *. *

Tarih 1843'tü.
Osmanlı Sultanı 1.Abdülmecit kendisi için Dolmabahçe Sarayı'nın yapılmasını emretti.
Mimar Garabet Amira Balyan ile oğlu Nigoğos Balyan görevlendirildi..
Proje Avrupa mimari tarzlarının karışımıydı.
İnşaatta çok miktarda mermer sütun ve merdiven kullanılacaktı.
Ülkede mermer ocağı çoktu ama yontulmuş, bir sanat eseri haline getirilmişi yoktu.
Gözler Knidos'a çevrildi.
Sultan 1.Abdülmecit'in fermanıyla Knidos'un büyük tiyatrosunun mermerleri yerinden söküldü, İzzettin vapuruyla kondu ve Dolmabahçe Sarayı'nda kullanıldı.


Knidos artık yıkık, yitik, talan edilmiş bir kent.
Dünyanın en iyisi denen Çıplak Afrodit heykeli Bizans sarayında yandı..
Ünlü Aslan Heykelini İngilizler kaçırdı.
Birçok heykel ve önemli eser Yunan müzelerinde.
Bize kala kala toprak üstündeki harabeleri kaldı.
Kentin bir bölümü hala toprak altında.
Kazılsa, kimbilir neler çıkacak?.
Bugün Mezgit'te Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar  ile beraberlik..
Çok şey konuştuk..
Ama en önemlisi Knidos'tu.
Ankara Knidos'un kazıları için yılda sadece 30 bin lira gönderiyormuş..
Datça Belediyesi kısıtlı ekonomisi ve imkanlarıyla bu paranın iki katını harcıyormuş.
Üzülmemek elde değil..
Ve düşünmeden de edemiyor insan.
Evet Ankara suçlu da.
Yüzde 85'i televizyon izleyen, sadece yüzde 1'i kitap okuyan bir toplum Knidos'a layık olabilir mi?
Sadece kendi menfaatini, kendi mutluluğunu, kendi yaşamını düşünen, üretmeden tüketen insanlar, Knidos'un değerini bilebilir mi?


*. *. *

Anadolu güneşi her akşam yine Knidos'tan batıyor.
Yolunuz düşerse gün batımını mutlaka izleyin.
Belki güneşin gözyaşlarını göremeyeceksiniz.

(Knidos'u En İyi Yazan Ödülü sahibi değerli hocam Prof.Dr. Şadan Gökovalı'ya saygılarımı iletiyorum)

21 Mart 2018 Çarşamba

İki Denizin Yitik Kenti: KNİDOS


"Yarımadaların en güzelinde, en güzel tanrıça için kurulmuş kent."
Antik dönemin önemli tarihçisi Strabon böyle anlatıyordu, Knidos'u.
Şehir planında Hippodamos'un imzası vardı.
Izgara plan deniliyordu bu yerleşime.
Kent, birbirleriyle dik açı yaparak kesişen doğrusal caddelerden ya da kare veya dikdörgen yapı adalarından oluşuyordu.
Her ev bir cadde ya da sokağa bakıyordu.
Eşitlikçi bir plandı.
Bu plan Avrupa'nın çok kentine örnek oldu.

Knidos sanat, kültür ve bilim yuvasıydı.
Bu Karya kenti, anıtsal yapıları, sanat eserleri, ticari ürünleri ve yetiştirdiği düşünür ve bilim insanlarıyla antik çağın en dikkat çeken yerleşimiydi. Dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye Feneri'nin mimarı, Knidoslu Sostratos'tu.
Fener, bir mühendislik harikasıydı.
Yıldızlarla yarışıyordu adeta.
Kaidesinde şu yazıyordu.
"Knidoslu Sostratos 'tan büyük kurtarıcı tanrılara."

Antik dönemin en iyi heykeltraşlarından biri Praxiteles'in yaptığı çıplak Afrodit heykeli Knidos'taydı.
Praxiteles sanki mermere yaşam vermişti.
Heykeli binlerce turist görmeye geliyordu.
Hatta bazıları canlı sanıp,  bir kadını öper gibi sarılıp öpüyordu.

Yine antik dönemin en iyi ressamlarından Polygontos Knidos'luydu.
Kilden vazolar üzerine muhteşem resimler çizerdi.
O inanılmaz güzel vazolar zenginlerin evlerini süslerdi.

Tarihin büyük astronomi ve matematik bilimcisi Eudoxos Knidos'luydu.
Eudoxos kent için bir anayasa hazırlamıştı.
Bu anayasa adeta Knidos'ta yaşama manifestosuydu.
Eudoxos' un geliştirdiği ve çağının  en büyük buluşu kabul edilen güneş saati, bugün hala Knidos'ta.

Dönemin ünlü hekimi Euryphon Knidos'luydu.
O ve öğrencileri zamanın ikinci büyük tıp okulunu Knidos'ta kurmuştu.
Pers kralını amansız hastalıktan kurtaran hekim Ktesias da bu topraklarda yaşamıştı.

Güçlü ekonomisi vardı.
Bir dönem nüfusu 40 bine kadar çıkmıştı.
Şarabı ve sirkesi çok ünlüydü.
Şarabının kan yaptığı ve sindirime iyi geldiği söylenirdi.
Tüm Akdeniz'e, hatta kuzey Karadeniz'e bile şarap ihraç ederdi.
Şarap üretiminin çokluğu nedeniyle amphora üretimi de çok gelişmişti.
Knidos amphoralarında mühür "kare içinde bir gemi pruvası"ydı.
Antik dönemin ünlü kabartmalı Oinophoros kaplar Knidos'ta üretilir ve dünyanın çeşitli merkezlerine ihraç edilirdi.
Halk arasında tuzlu lahana denilen sarı çiçekli, otsu bitkinin en iyisi burada yetişiyordu.
Soğanı da çok meşhurdu.

Bu görkemli kent zaman içinde harabe oldu.
Depremler yıktı ama asıl zararı tarihi eser kaçakçıları verdi.
Büyük Tiyatronun yapımında Paros ve Pentelikon mermerleri kullanılmıştı.Hepsi yekpareydi.
O mermerler önce Osmanlı'nın Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın konağı için Kahire'ye götürüldü.
Sonra Dolmabahçe Sarayı'nın yapımında kullanıldı.
İzzettin Vapuru, mermerleri taşımak için defalarca sefer yaptı.
Büyük Tiyatronun oturma sıraları, Dolmabahçe Sarayı'nın iç merdivenleri oldu.
Osmanlı'nın vurdum duymazlığı nedeniyle tüm değerleri tek tek yurtdışına kaçırıldı.
Çoğunda Osmanlı padişahının izni vardı.
Knidos Aslanı, Çıplak Afrodit, Oturan Demeter heykelleri bunların başındaydı.
Ayrıca yüzlerce heykel, sunak, sütun, seramik, mozaik, altın takı, sikke gibi tarihi eser talan edildi.
Soygun Cumhuriyet döneminde de devam etti.
Knidos'tan kaçırılanlar bugün Avrupa ve Amerika müzelerinde sergileniyor.
Son 30 yılda Türk arkeologların çıkardıkları ise Marmaris ve Bodrum müzelerinde sergileniyor.
Bir kısmı da ODTÜ ve Selçuk Üniversitesi’nin depolarında çürüyor.


3000 yıl önce Ege ve Akdeniz’in en görkemli kentlerinden biriydi .
Şimdi yıkık ve bitik.
Talan edilmiş.
Terk edilmiş.
Sessiz ve sahipsiz.

Knidos… İki denizin yitik kenti.

Öne çıkan

DATÇA 1942: EN SESSİZ GECE

1942 yılının Ocak gecesi… Simi adasının taş sokaklarında faşizm geziyordu. Alman üniforması taşıyan İtalyan askerlerin ayak sesl...