15 Aralık 2020 Salı
İMDAT.. BOZKIRIN NAZAR BONCUĞU'NU KIRIYORLAR.
9 Aralık 2020 Çarşamba
DİKKAT.. 22 BÖLGE 81 ŞEHİR BÜYÜK TEHDİT ALTINDA.
Arkadaşlar, kardeşler, dostlar.
Anneler, babalar, amcalar, çocuklar.
Anne karnındaki bebeler.
Hepimiz tehdit altındayız.
İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Muğla, Burdur, Isparta, Balıkesir, Bursa, Yalova, Manisa tehdit altında.
Çanakkale, Çankırı, Kırıkkale, Kastamonu, Çorum, Bolu, Karabük, Zonguldak, Bartın, Tuz Gölü, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Denizli, Aydın tehdit altında..
Bitmedi.
Eskişehir, Bilecik, Afyon, Kütahya, Uşak, Nevşehir, Kırşehir, Niğde, Aksaray, Konya, Karaman, Adana, Hatay, Mersin, Kahramanmaraş tehdit altında...
Osmaniye, Gaziantep, Kilis, Kayseri, Sivas, Malatya, Yozgat, Trabzon, Artvin, Gümüşhane, Giresun, Rize tehdit altında..
Bitmedi.
Samsun, Sinop, Amasya, Ordu, Tokat, Erzurum, Ardahan, Bayburt, Bingöl, Iğdır, Kars, Tunceli, Ağrı, Erzurum , Van, Bitlis, Hakkari, Muş, Siirt, Şırnak,Şanlıurfa, Adıyaman, Diyarbakır, Batman, Elazığ, Mardin tehdit altında.
22 bölge, 81 il, tüm yurdumuz tehdit altında.
Sadece biz insanlar değil, havadaki kuş, sudaki balık, karadaki karınca, ağaçlar, çicekler, tüm canlılar tehdit altında.
Hatta binlerce yıllık tarihi kentler bile.
Bizler Korona virüs ile uğraşırken, iş, güç, aş derdiyle boğuşurken, birileri kapalı kapılar ardında gizli gizli planlar yapıyor.
Yaşantımızı berbat edecek planlar bunlar.
Hani Yılmaz Güney'in o sözü vardı ya.
"Arkadaşlar! Dışarıda bir şeyler oluyor farkında mısınız? Uykuda olanları sarsın uyandırın. Herkese söyleyin yakında ışıklar kesilebilir. Karanlıkta ne yapacaksınız?"
Aynı böyle.
Şimdi uykudan kalkma, herkesi uyandırma zamanı.
Tehditin boyutu şöyle.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü, bir kaç yıl önce "sözde canlıların yaşam haklarını korumak, doğal güzelliklerin talan edilmesini õnlemek"amacıyla Türkiye genelinde 22 bölgede yukarıda isimlerini yazdığım kentler için " Doğal Sit Alanları Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporları" hazırladı.
Ancak gayri menkul şirketlerine hazırlatılan bu raporlar kamu oyundan devlet sırrı gibi gizlendi.
Ne doğaseverlere, ne sivil toplum örgütlerine, ne avukatlara, ne de belediyelere verildi.
İsteyene de "İnsanların evleri herkese açık mıdır? Bakanlığımızın kendine saklayacağı şeyler vardır” denildi.
Düşünebiliyor musunuz?
Bizlerin ve tüm canlıların yaşam hakkını korumak, doğanın talan edilmesini önlemek amacıyla düzenlenen raporlar bizlerden gizlendi.
Uzun uğraşlar sonunda, Datça Belediyesi ve Muğla Çevre Platformu'nun açtığı bir davada mahkeme, bakanlıktan "Muğla İli Doğal Sit Alanları Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu"nu istedi.
Bakanlık zorunlu olarak mahkemeye gönderdi.
İki yıl devlet sırrı gibi saklanan rapora nihayet mahkeme kararıyla ulaşılabildi.
Rapor incelenince, "doğayı korumak bir yana aksine kullanmak" için hazırlandığı, sit alanlarının koruma derecelerinin düşürülerek, betonlaşmaya yol açabileceği ortaya çıktı.
Üstelik Sayıştay da bu raporların usule aykırı düzenlendiğini tesbit etti.
Kısacası rant uğruna çevremiz, doğamız parsel parsel betona peşkeş çekilecek.
Beton imparatorluğu kapımıza kadar dayandı artık.
Sessiz kalınırsa, güzelim coğrafyamız kısa sürede betonlaşacak.
Bu yüzden, hepimizin bu tehdite karşı dayanışma ile her türlü yasal mücadeleyi vermesi gerekiyor.
Bu raporların tek tek kamuoyuna, halka açıklanması gerekiyor.
Tüm canlıların yaşam hakkının korunması, doğal güzelliklerin talan edilmemesi gerekiyor.
Özetle Sayıştayın da usulsüzlük saptadığı bu raporların toptan iptal edilmesi gerekiyor.
Muğla Çevre Platformu ( MUÇEP), bu tehdite karşı her türlü hukuksal mücadelesini verirken, 22 bölgeye de dayanışma çağrısı yaptı.
"Gelin, elele omuz omuza doğamıza sahip çıkalım" dedi.
Ardından da Change.org’da bir imza kampanyası düzenledi.

“BIRAKIN DOĞAL KALSIN”
Detaylı bilgi için; https://mucep.org/mucepten-turkiyeye-tarihi-cagri-gelin-dogamiz-icin-el-ele-omuz-omuza-verelim/
5 Aralık 2020 Cumartesi
GÜZEL ATLAR ÜLKESİ'NDE CİNAYET
![]() |
|
Kapadokya.
Persçe "Güzel Atlar Ülkesi."
Tarih boyu ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında sosyal köprü kuran bir coğrafya.
Tarihi İpek Yolu'nun çok önemli kavşaklarından biri
Erciyes, Hasandağı ve Güllü Dağ volkanlarından çıkan küllerle kavrulmuş bir doğa harikası.
Başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri'yi içine alan bir Periler ülkesi.
Yeryüzünde peri bacaları, kayalara oyulmuş evleri, yeraltında birbirine tünellerle bağlı inanılmaz kentleri.
Kaymaklı, Derinkuyu, Özkonak , Mucur, Örentepe, Gümüşkent , Ova ören ve Gökçetoprak ve niceleri.
Henüz bulunmamış onlarcası olduğu sanılıyor.
Bazıları 70-80 metre derinlikte ve kat kat.
Tüm kentler tünellerle birbirine bağlı.
İnanılmaz bir mimarlık ve mühendislik harikası.
Tüm kentlerde doğal havalandırma bacaları var.
Havalandırma bacaları aynı zamanda su depoları.
Karınca yuvaları gibi.
Bu bacaların yeryüzüne çıktığı yerler kolay kolay görünmüyor.
Kentlerde şarap depoları, ahır, erzak depoları, toplanma salonları ve yüzlerce oda bulunuyor.
Binlerce yıl önce yapılan bu kentler insanlık tarihinin sırlarıyla dolu.
Her yıl binlerce turist geziyor buraları.
Ve Kapadokya’nın ovaları.
Yeraltı su kaynakları.
Dünyaca ünlü üzüm bağları.
Elma, armut, ceviz, erik, kayısı, ayva, dut, iğde yetişen meyve bahçeleri.
Patates, şekerpancarı, buğday, arpa, çavdar, bakla, nohut, fasulye, mercimek ve sarımsak veren bereketli toprakları.
Yüzlerce endemik bitkisi.
Yöreye özel Avrupa’nın ikinci büyük kertenkelesi Agama Stellio ile bir gece hayvanı olarak bilinen, aslında çöllerde yaşayan Arap Tavşanı.
Kuşları, balıkları, binlerce değişik türleri.
İşte böyle tarihi, kültürel ve doğal bir cennet olan Güzel Atlar Ülkesi şimdi çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya.
Düşmanın adı zehir.
Katilin adı ise siyanür.
Kanadalı Canterra şirketi Kapadokya’nın kalbi olan Avanos’ta ağaç katliamı yaparak siyanürle altın aramaya başladı.
Tıpkı Kaz Dağları gibi.
Dur denilmezse su ve toprak zehirlenecek.
Tarım bitecek.
Otlar, çicekler, böcekler, kuşlar ölecek.
Güzel Atlar Ülkesi’nde ölüm kol gezecek.
Buna dur demek gerekiyor.
Hani Yaşar Kemal Demirciler Çarşısı Cinayeti’nde diyordu ya.
“O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.”
Eğer Kapadokya Cinayeti’ne dur diyemezsek, güzel insanlardan sonra güzel atlar da yok olup gidecek.
1 Aralık 2020 Salı
DELİ RAPORLU BİR KATİL NASIL MİLLETVEKİLİ OLUR?
Sevgilisi silahıyla vurup, öldürdü.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden deli raporu aldı.
Ardından Zonguldak milletvekili oldu.
Masal mı bu?
Hayır hakikat.
Adı da Recep Zühtü Soyak.
*. *. *
Önce Recep Zühtü Soyak kimdir, ona bakalım.
İyi silah kullanır, hedefi 12'den vururdu.
Teşkilatı Mahsusa üyesiydi.
Kurtuluş Savaşında bir çok cephede çarpıştı.
Hep Mustafa Kemal'in yanındaydı.
Erzurum ve Sivas kongrelerinde etkin rol oynadı.
Cumhuriyetten sonra da Atatürk'ün masasındaki 4 isimden biriydi.
1924, 27 ve 31 seçimlerinde Sinop, 1935 seçiminde de Zonguldak milletvekili olarak meclise girdi.
Eskişehir Şeker Fabrikası'nın Yönetim kurulu üyesiydi.
Milletvekili olmasına rağmen bir çok yabancı şirketin temsilcisiydi.
Mecliste iş bitirenlerden.
Soyak soyadını kendisine Atatürk vermişti.
İnönü'yü öldürmeyi planlayanların başındaki isimdi.
Kazım Karabekir'in kitabını basılmadan toplayıp, yakan adamdı.
*. *. *
Recep Zühtü'nün İstanbul'da 10 yıldır beraber olduğu Fatma Medine isimli 20 yaşında bir sevgilisi vardı.
Ona Çengelköy'deki ünlü İzzetabad Kasrı'nı almıştı.
10 Şubat 1935 günü içki sofrasında bir arkadaşı Recep Zühtü'ye kulaktan kulağa dolaşan bir söylentiyi aktardı.
Söylenenlere göre; Fatma Medine, Recep Zühtü'yü gayrimüslim bir gençle aldatıyordu.
Üstelik bu genç Recep Zühtü'nün gõmleğini ve kol düğmelerini kullanıyordu..
İçki masasında arkadaşını dinleyen Recep Zühtü çılgına döndü.
Hemen bir kayığa atlayarak Dolmabahçe'den Çengelköy'e geçti.
Tüm söylentileri yalanlayan, üstelik yalvaran Fatma Medine'yi "Bu işi madem yapacaktın, bir Türk bulamadın mı da, kefereyle işi pişirmeye kalktın" diyerek tüm şarjörü boşalttı.
Ağır yaralı Fatma Medine Fransız Pastör Hastanesi'nde iki gün komada kaldıktan sonra 12 Şubat'ta öldü.
*. *. *
Görgü tanıklarına rağmen Recep Zühtü tutuklanmadı.
Kimse bir işlem yapmadı?
Atatürk'ün uşağı Cemal Granda'ya göre "adli makamlar, Cumhurbaşkanının yakını diye Recep Zühtü hakkında soruşturma yapmaktan çekiniyorlardı."
Ama dosyayı da kapatılamıyorlardı.
Çünkü katil belliydi.
Yine Cemal Granda'ya göre, olayı duyan Atatürk, "Hiç müsamaha göstermeden kanuni işlem neyse onu yapın" demişti.
Ama nedense yapılmadı.
Recep Zühtü hiç tutuklanmadan, mahkemeye bile çıkmadan seçimlere girdi ve milletvekili seçildi.
Peki nasıl?
*. *. *
O günkü yasalara göre, akli dengesi yerinde olmayan, cinayet işlese bile yargılanmıyordu.
Yine o günkü yasal boşluğa göre akli dengesi yerinde olmayanın milletvekili seçilmesine bir engel yoktu.
Recep Zühtü için tek kurtuluş bir "deli raporu" almaktı.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne gittiler.
Recep Zühtü'yü kontrol eden başhekim Mazhar Osman, "Bu adam sapasağlam..Benim buna deli raporu vermem için benim delirmem gerek" dedi.
Ancak Mazhar Osman'ın hastanede olmadığı bir anda yardımcısı Fahrettin Kerim Gökay, Recep Zühtü'ye istenilen deli raporunu verdi.
Bu rapor hem Fatma Medine cinayetini kapatıyor, hem de Recep Zühtü'nün Zonguldak'tan milletvekili seçilerek meclise girmesini sağlıyordu.
Cemal Granda'ya göre Recep Zühtü o günden sonra Atatürk'ün masasında hiç görünmemişti.
Oysa Cumhurbaşkanlığı nöbetçi subayının raporlarına göre 1938 yılına kadar Atatürk ile defalarca görüşmüştü.
Atatürk'ün vefatının ardından cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü, Recep Zühtü'yü siyasi hayattan tamamen sildi.
*. *. *
Ve olayın bir başka acı tarafı.
Recep Zühtü'ye deli raporu vermeyen Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekimi Mazhar Osman o günden sonra kendini bilime adadı.
Siyasete hiç bulaşmadı..
Ordinaryus Profesör oldu.
Yurtdışında bir çok ünlü sağlık kuruluşunun onur üyeliğini yaptı.
Öldüğünde tek malvarlığı mütevazi bir evdi.
Recep Zühtü'ye deli raporu veren Fahrettin Kerim Gõkay ise, politikaya atıldı, İstanbul milletvekili oldu..
Bakanlıklar yaptı...
Belediye Reisi seçildi..
Menderes dönemimde İstanbul valisiydi..
İçkiye olan düşmanlığıyla tanındı.
1955 yılındaki 6-7 Eylül olaylarında ihmali olduğu gerekçesiyle suçlandı ve istifa etti.
Öldüğünde malvarlığında çoğu Beyoğlu'na kayıtlı 630 tapu bulunuyordu..
Bugün adına sokaklar, caddeler, okullar var.
*. *. *
Günümüzde de yolsuzlukların, hırsızlıkların, cinayetlerin üstü örtülüyor.
Çünkü bozuk düzende doğru çark işlemiyor
18 Ekim 2020 Pazar
KNİDOS'TA GÜNEŞ BATMAK ÜZERE..
20 Eylül 2020 Pazar
KNİDOS'TAN DATÇA'YA BİR GERİLEMENİN ÖYKÜSÜ.
Öne çıkan
DATÇA 1942: EN SESSİZ GECE
1942 yılının Ocak gecesi… Simi adasının taş sokaklarında faşizm geziyordu. Alman üniforması taşıyan İtalyan askerlerin ayak sesl...
-
İki milyon yıl önce Ege ve Akdeniz sularının altında tek tabaka olarak yatıyordu. Milyonlarca yıl sanki uykudaydı...
-
Fikret Kızılok, Ahmet Kaya, Zülfü Livaneli. Aynı dönemin müzisyeniydiler. Halk türküleri yaktılar. Sevda, barış, kardeşlik türküleri. B...



















